Güncel Makalelerimiz

Anasayfa / Güncel Makalelerimiz
Otizm Hakkında 7 Yanlış İnanış

Otizm Hakkında 7 Yanlış İnanış

ABD Hastalık Engelleme ve Koordinasyon Merkezi’ne göre otizm her 59 çocuktan birinde rastlanmaktadır. Otizm hakkında yapılan tüm araştırmalara, yazılara, bilgilendirmelere rağmen hakkında çok fazla mit üretilmesinin önüne geçilememektedir. Özellikle otizmli çocuk sahibi ailelerin her fikri doğru kabul etmeden, araştırarak doğru bilgilere ulaşması gerekmektedir. Yazımızın başlığında da belirttiğimiz gibi, şimdi tek tek bu mitlerin neler olduğuna bakalım.

 

1. ‘Otizmin nedeni soğuk, ilgisiz annelerdir.”


1940’lı yıllarda ortaya atılan bu fikrin yanlışlığı, 1960’lı yıllara gelindiğinde bilimsel gerçeklerle ortaya çıkarılmıştır. Bu yanlış düşünce, otizm hakkında ilk makale yazarı olan Leo Kanner’in kendi hastası olan çocukların annelerini ele alan gözlemlerine dayanmaktadır. Kanner, bu anneleri  ‘buzdolabı anne’ olarak tanımlamıştır. Elbette ki bu söylemler dönemin sosyal yaşantısına göre değerlendirilmelidir. Kanner’in bu tanımlaması o dönem toplumda büyük yankı uyandırmış ve bir çok anne bu durumdan kendini sorumlu tutmuştur. Kanner’in bu fikri ortaya atmasından yaklaşık 20 yıl sonra bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı fikri bilimsel çalışmalar neticesinde ortaya çıkmıştır. Günümüzde dahi Kanner’in söylemlerine benzer düşünceler duymak, karşılaşmak mümkün. Tüm bunların otizmin yeteri kadar tanınamamasına bağlayabiliriz.

 

2. ‘Ailesel özellikler otizmin nedenlerindendir.’


Sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel özelliklerin, ailenin çocuk yetiştirme şeklinin, otizme sebep olan unsurlar olduğu fikri oldukça yaygındır. Ancak bilimsel çalışmalar ile ailenin sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel özelliklerinin veya ailenin çocuk yetiştirme şeklinin otizme etki etmediği ortaya koyulmuştur. Otizmli doğumların anne baba yaşı ile alakasının olduğunu ispatlayan çalışmalar vardır. Ebeveyn yaşı ile alakalı yapılan son çalışmalar, babanın yaşının 35 veya daha üstü olması halinde çocuğun otizmli doğma riskinin arttığına işaret ediyor. Anne yaşıyla alakalı bulguların sürekli olarak değişkenlik gösterdiği belirtilmiştir.

 

3. ‘Teknolojik aletler otizme yol açar.’


Aslında bu çağda dünyaya gelen tüm çocukların teknolojik aletlere ilgisi oldukça fazladır. Aynı şekilde otizmli çocuklarda akranları gibi teknolojik aletlere ilgi duyabilmektedir. İnsanlar arasında, teknolojik aletlerin otizme yol açtığı inancı da hatırı sayılır derecede fazladır. Otizmli çocuk ebeveynleri ile yapılan araştırmalarda bebeklik döneminde çocuklarının telefon, tablet veya sürekli olarak televizyon karşısında kaldığı, kendilerini dış dünyaya kapattıkları ifade edilmiştir. Bilimsel çalışmalarla otizmli çocukların önemli bir kısmının görsel uyaranları, işitsel uyaranlara oranla daha rahat algıladıkları belirlenmiştir. Bununla birlikte, teknolojik aletlerin otizme yol açmadığı, tam tersi teknolojik aletlerin doğru kullanımı sonucu otizmli çocukların belirli beceri gruplarında ilerleme sağlayabilecekleri belirtilmiştir.

 

4. ‘Aşılar otizme yol açar.’


Günümüzde halen devam eden bu inanış MMR aşısı diye belirtilen kızamık-kabakulak-kızamıkçık aşılarının otizme neden olduğunu savunmaktadır. Aşılar ile otizm arasındaki ilişkiyi araştırmak için ABD’de yapılan bir çalışma otizm spektrumlu çocuklarda otizmin karakteristik özellikleri ile aşılardan kaynaklanacak sonuçların eşleşmediğini açıkça ortaya koymuştur. Bazı ülkelerde tartışma konusu olan bu aşıların alınan kararlarla kullanımı yasaklanmıştır. Örnek olarak 1988-96 yılları arasında otizm tanısı almış çocuklar gözlemlenmiş, 1993 yılında ise aşılar yasaklanmıştır. Aşıların yasaklanmasının ardından otizmli doğumlarda hiçbir düşüş görülmemiş tam tersi artış yaşanmıştır. Dolayısıyla, günümüzde aşıların otizme yol açtığına dair hiçbir bilimsel sonuç yoktur.
 

5. ‘Otizmlilerin hepsinde zeka geriliği vardır.’


İnsanlar, otizmli çocuklarda zeka geriliğinin olduğuna inanmaktadır. Otizmli çocukların sosyal iletişim eksiklikleri, davranışsal olarak diğer insanlardan farklı olmaları, toplum tarafından bu çocuklarda zeka geriliği var şeklinde yorumlanmaktadır.

Otizmli insanların;

Yaklaşık %40’ında çeşitli derecelerde zeka geriliği görülmektedir, %60’nda ise herhangi bir zeka geriliği görülmemektedir.

 

6. ‘Otizmliler çok zeki olur.’


Otizm spektrumlu çocukların birçok alana oranla teknolojik aletlerin kullanımında daha iyi performans gösterdikleri söylenebilir. Bu durum örneğin 2 yaşındaki bir çocuğun ebeveynlerinin ‘Ben açıp-kapamayı bilirken çocuğum internette istediği videoyu bulup izleyebiliyor, çok zeki’ yanılgısına düşüp çocuklarının üstün bir performansı olduğu düşüncesine kapıldıklarını göstermektedir. Oysa yukarıda da bahsedildiği üzere bu durum bir zeka belirtisi değil, otizm özellikleri gösteren çocukların önemli bir bölümünün görsel uyaranları işitsel uyaranlara kıyasla daha kolay algıladıklarının ve kullandıklarının bir göstergesidir.


Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların daha zeki görülmesinin bir diğer nedeni de bir bölümünün sınırlı bir alanda yoğun ve sıra dışı ilgilerinin olmasıdır. Otizm Spektrum Bozukluğu olan bazı çocuklar bazı konulara aşırı ilgi duyarak o konu hakkında çok detaylı bilgi sahibi olabilirler. Örneğin, 4 Ocak 2007 tarihinin perşembe gününe denk geldiğini size söyleyebilir. Bu durum anne babaların çocuklarının çok zeki olduğu yanılgısına düşmelerine neden olmaktadır. Verdiğimiz örnek bir zeka göstergesi değil, otizmi olan çocukların ‘belirli takıntılara’ sahip olduğunun bir göstergesidir.

 

7. ‘Otizmi olanlar öğrenemez.’


Aileler çocuklarının doğal yollardan bir şeyleri öğrenemediğini fark edip öğretmeye çalıştıklarında başarısız olup düştükleri bir yanılgıdır. Otizmli bireylerin normal yollarla öğrenemediği gözlenmekte ve bilinmektedir. Bu durum araştırmacıları çalışmalar yapmaya yönlendirmiş ve günümüzde bilimsel olarak ispatlanmış en etkili yöntem olan Applied Behavior Analysis’in (ABA), Türkçesi ile Uygulamalı Davranış Analizi (UDA), ortaya çıkması sağlanmıştır. ABA’e dayalı yöntemler üst üste ve sık tekrarlardan oluşmaktadır. Bu durum otizmli çocukların öğrenmelerini kolaylaştırmaktadır. Otizmin bazı çocuklarda üstesinden gelinebilir bir yetersizlik olduğunu öne süren ilk uzman olan Ivaar Lovaas ‘Bir çocuk bizim yaptığımız öğretimle öğrenemiyorsa, çocuğun öğrenebildiği şekilde öğretim yapmalıyız.’ diyerek alıştığımız geleneksel öğretim kalıplarının dışına çıkma gerekliliğini dile getirmiştir.

 

Alemdağ Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Çekmeköy,İstanbul

 

Kaynakça: https://www.oced.org.tr/otizm-hakkinda-7-mit/

 

Bu makale sizin için faydalı oldu mu?   

 

 

30.12.2019

Sizi Aramamızı İstermisiniz?

Daha detaylı bilgi için biz sizi arayalım...